Ticari uyuşmazlıkta ilk refleks çoğu zaman ihtarname çekmek veya davayı açmaktır. Oysa ilk on gün, delilin nerede durduğu, zamanaşımının ne zaman dolacağı ve karşı tarafın nakit pozisyonunun ne olduğu henüz netleşmeden atılırsa, süreç kendi ağırlığıyla ilerler. Erken strateji, hızı yavaşlatmak değil; doğru kapıyı seçmektir.
İlk değerlendirme, sürecin maliyetini ve süresini çoğu zaman belirleyen adımdır.
Dosyayı üç soruyla açmak
Ne talep ediliyor, hangi belgeler bunu taşıyor, karşı tarafın gerçekten ödeyebileceği nedir? Bu üç soru aynı masada durmadığında, mükemmel bir hukuki tez, tahsil edilemeyen bir ilama dönüşebilir.
Özellikle cari hesap, ayıplı mal ve hizmet alacağı dosyalarında e-posta zinciri, irsaliye ve kabul kayıtları dağınık durur. Toplanmadan çekilen ihtar, karşı tarafa kendi kurgusunu kurma fırsatı verir.
Dava, tahkim, arabuluculuk
Her forumun maliyeti ve temposu farklıdır. Arabuluculuk bazı ticari ilişkileri korur; tahkim uluslararası unsuru ve gizliliği öne çıkarır; devlet yargısı ise ihtiyati haciz gibi geçici korumalarda daha tanıdık bir zemin sunabilir.
Sözleşmedeki çözüm maddesi bağlayıcıysa, “daha hızlı olur” gerekçesiyle başka bir yol denemek, ilk duruşmayı yetki tartışmasına çevirir. Erken strateji, maddeyi yok saymak değil; maddenin içinde hangi geçici tedbirin mümkün olduğunu görmektir.
İletişim de bir delildir
Satış ve operasyon ekiplerinin karşı tarafa yazdığı her cümle, ileride dosyaya girebilir. “Kusuru kabul ediyoruz, çözelim” mealindeki iyi niyetli bir mesaj, sorumluluk tartışmasını daraltır.
Bu nedenle uyuşmazlık açığa çıktığı anda tek bir iç muhatap belirlenmeli, dış yazışma o kanaldan geçmeli ve vaat içeren cümleler hukuk gözünden geçmeden gönderilmemelidir. Disiplin, soğukluk değildir; dosyanın dağılmasını önlemektir.
İlk haftanın çıktısı
- Talep, dayanak belge ve tahsil kabiliyetinin tek sayfalık özeti
- Zamanaşımı ve ihbar sürelerinin takvimi
- Sözleşmedeki uyuşmazlık maddesinin bağlayıcılığı
- Dış iletişimin kimde toplanacağı
Bu yazı örnek bir değerlendirmedir; somut bir olaya hukuki görüş niteliği taşımaz.